More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  ~+~·٠٠·˙ ˚ ˙·٠٠·˙ devil_...PhotosProfileFriendsBlog Tools Explore the Spaces community

Blog

July 13

Alper İle Serap

[Resim]

.A.şkımsın sen ölürcesine sevdiğim

.L.imanımsın sen başıboş çaresizliklerimde sığındığım

.P.arçamsın sen kimsenin ayıramadığı

.E.şimsin sen şu çılgın ruhumu tamamlayan

.R.üyamsın sen ki hiç bitmeyecek olan!

 

13 Temmuz 2008 Pazar 03.22

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws

Love Glitters - MySpace Layouts, MySpace Graphics 


 

Leyla İle Mecnun

[Resim]
Leyla ile Mecnun

Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur.
Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır.
Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen
bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir.
Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.
Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,
başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.
Mecnun' un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun
(deli, çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur.
Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve
mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz.
Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür.
Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn,
kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:
"Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni."
Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.
Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.
Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.
Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de
mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır.
Mecnûn, çölde, Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür.
Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir.
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır.
Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.
Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.
Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya başlar.
Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın
maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.
Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer.
Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir.
Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;
"Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez."
Der, kabri kucaklayarak ölür.
Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında,
Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.
Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
"Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri,
aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular.

LEYLA ve MECNUN
Ey Rabbim! Aşk belasıyla beni tanıştır
Beni bir an bile olsa; aşk belasından ayırma!
Detlilerden yardımını uzak tutma.
Yani beni daha çok belalara müptela eyle!
Ben var oldukça, beladan, isteğimi uzaklaştırma!
Ben belayı isterim, çünkü bela da beni ister.
Sevgi belasıyla ağırbaşlılığımı gevşetme!
Ta ki dostlar beni kınayıp vefasız demesinler!
Gidip geldikçe, sevgilimin güzelliğini arttır,
Sevgilimin derdine beni daha çok mübtela et.
Ben nerede, mevki ve itibar kazanma nerede?
Bana yoksulluk ve yokluk ulaşma kabiliyeti ver
Senden ayrıyken, bedenimi öyle zayıf kıl ki,
Bahar yeli beni sana kavuştursun.
Fuzûlî' nin nasibi gibi beni gururlandırıp,
Ey Rabbim, asla beni bana bağlı kılma!
Sonunda yar, ağlayıp inlememize acıdı ve
Bugün hüzünler evimize ayak bastı.
Gözyaşı yağmurum, demek, öyle tesir etti ki,
Gül bahçemizde taze bir gül dalı düşürdü.
Ah ateşinin bizi yaktığı,
Ayrılık gecesini aydınlatan meş' aleden bellidir.
Eğer ağlayan gözümüzde uyku olsaydı,
Bu kavuşma uyku halinde görülen bir rüya demek mümkün olurdu.
Gördüğümüz bir hayal mi?
Yoksa sevgilinin yanımıza geleceği aklımıza bile gelmezdi.
Ey can ve gönül! Sevgili, misafirimiz oldu!
Neyimiz varsa, misafirimizin ayaklarına dökelim.
Ey Fuzûlî! Sevgilinin kasdı, canımızı almakmış.
Gel.. Güzel uğruna can vermeyi kendimize bir borç bilelim.

Ferhat İle Şirin

[Resim]
 
Ferhat ile Şirin

Efsaneye göre Ferhat, Persler döneminde yaşamış ünlü bir nakkaştır. Sultan Mehmene Banu'nun kız kardeşi Şirin için yaptırdığı köşkün süslemelerini yaparken Şirin'i görür ve birbirlerine sevdalanırlar. Ferhat, Sultan'a haber salarak Şirin'i istetir. Sultan, kız kardeşini vermek istemez. Ferhat'ı oyalamak için Elma Dağı'nı delip şehre su getirmesini şart koşar. Ferhat, sevdanın verdiği aşkla dağları delmeye başlar. Mehmene Banu, dağı delip suyun akacağı kanalı tamamlamak üzere olan Ferhat'ın yanına yaşlı dadısını göndererek, Şirin'in öldüğü haberini ulaştırır. Ferhat, bu acı haber üzerine, elinde tuttuğu külüngü havaya atar, düşen külünk Ferhat'ın başına isabet eder ver Ferhat orada ölür. Ferhat'ın acı haberini alan Şirin korku ve heyecanla olayın geçtiği kayalığa gelir.Ferhat'ın öldüğünü görünce bu acıya dayanamaz ve kayalıklardan aşağı yuvarlanarak, orada can verir. Her iki sevgiliyi, can verdikleri kayalıklarda yan yana gömerler.

Derler ki, her bahar iki mezar üzerinde iki gül bitermiş. Tam birbirlerine kavuşmak üzereyken, mezarların ortasında bir kara çalı peyda olur, iki gülün kavuşmalarını engellermiş.

Kerem İle Aslı

[Resim]
 
Kerem ile Aslı

Sururi Şah ile musahibi Keşiş Yahud’un çocukları olmadığından ikisi de dertlidir. Birgün birlikte seyahate çıkarlar. Yolda eğer çocukları olursa birbirleri ile evlendirmeye söz verirler. Önlerine çıkan bir dervişe dertlerini açarlar. Dervişin verdiği elmaları hanımları ile yedikten sonra, Hatice Sultan bir oğlan, Keşiş’in hanımı da bir kız doğurur. Çocuklar büyür, Ahmed Mirza 15 yaşına gelir. Birgün Mirza, avdan dönerken bir bahçede rastladığı gergef işleyen bir kıza tutulur. Bu kız ise Kara Sultan’dır. Ahmed Mirza kızla konuşup isimlerini değiştirirler. Mirza, Kerem Kara; Sultan da Aslı Han ismini alır. Daha sonra Kerem bu aşktan dolayı yemeden içmeden kesilir. Bunu babası duyar. Sururi Şah verdikleri sözü hatırlatarak kızı Keşiş’ten ister.

Keşiş’in kardeşi sihirbazdır. Aslı’nın kendisine bir bela getireceğini söyleyip Azerbaycan’dan Anadolu’ya kaçmalarını söyler. Aslı’yı Kerem’e vermeyi kabul etmeyen Keşiş ailece kaçar.

Kerem de vefalı arkadaşı Sofu ile birlikte Aslı’yı aramaya çıkar. Kerem ile Sofu köy köy, şehir şehir onların peşinden giderler. Bir keresinde Aslı ile buluşacağı sırada Keşiş türlü hilelerle Aslı’yı kaçırır.

Kerem onların Kayseri’de yerleştiklerini öğrenir. Keşiş’in görev yaptığı manastırı bularak orada kıyafet değiştirip hizmetçilik yapar. Ama kimliği anlaşılınca kovulur. Üzüntüden Kerem’in dişleri ağrımaya başlar. Aslı’nın anasının dişçilik yaptığını öğrenir. Kerem diş çektirmek bahanesiyle, Aslı ile buluşur. Kerem başı Aslı’nın dizinde 32 dişini çektirir. Ağzının kanını silerken daha önce verilen nişan mendilinden annesi onu tanır, Kerem’i oradan da kovarlar. Çektiği sevdanın bir kısmını Aslı’ya verip hak dine dönmesi için Allaha dua eder; duası kabul olur. Aslı uykuya dalar. Pirler aşk suyundan verir, hak dini kabul eder. Kerem elini yüzüne sürünce 32 dişi tekrar yerine gelir.

Evde pusu kuran beyin adamları Kerem ile Sofu’yu yakalarlar. Beyin kız kardeşi bu işi çözmek için, Aslı’yı da aralarına katıp 40 tane güzel kızı süsleyerek gül bahçesine salar. Bahçeye getirilen Kerem gözlerini Aslı’dan ayırmaz. Keşiş kızını tekrar kaçırır. Bu defa Kerem ile Sofu onları Halep’te bulurlar. Halep Paşasının arzusu üzerine Keşiş düğüne razı olur. Keşiş bu sefer de, gerdek gecesi kızına sihirli bir elbise giydirir.

Aşıp geldim nice dağlar belinden,
Neler çektim ben bu aşkın elinden,
Kurtulamam elâlemin dilinden
Çöz aslım çöz göğsün düğmelerini.

Hain baban ne bey bilir ne kadı,
Sihirli fistanla elim bağladı,
Dillere düşmeden Keremin adı
Çöz aslım çöz göğsün düğmelerini.

Gerdek gecesi düğmeleri çözüldükçe iliklenen bu elbise sabaha kadar açılmaz. Muradına kavuşamayan Kerem, imsak vakti yürekten bir ah çeker. Ağzından çıkan alev Kerem’i yakıp kül eder.

Bir ateş düştü özüme
Dünya görünmez gözüme
Ölürsem gel mezerime
Yanarım Aslım yanarım.
Keremim söylenir adım,
Arşa dayandı feryadım,
Mahşere kaldı muradım,
Yanarım Aslım yanarım.

Aslı, Kerem’in külleri başında 40 gün bekler. Küller dağıldıkça saçı ile dağılan külleri toplar.

Ağa Kerem paşa Kerem han Kerem,
Ateş Kerem, tutuş Kerem yan Kerem,
İşte ben de yanıyorum can Kerem
Cennetinde buluştursun Rabbimiz.

Kırkıncı gün külleri toplarken saçı tutuşur, Aslı da yanar. Onun külleri de Kerem’in küllerine karışır.

Tahir İle Zühre

[Resim]
 
Tahir İle Zühre

Geçmiş zaman ve eski günlerde zengin ve şöhretli bir padişah vardır. Malı, mülkü, askere kısaca her şeyi vardır. Ancak çocuğu olmamaktadır. Doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. Bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verip ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. Bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. “her kim bana bir altın verirse tanrı onun muradını versin” diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. İleride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. Derviş “marifetlerim vardır” deyince, padişah gönlünden geçeni bilmesini ister. Dervişte padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervişten yardım isterler. Dervişte cebinden cebinden bir elma çıkarır ve ikiye böler. Bu elmaları yerlerse çocukları olacağını, padişahın kızı, vezirin oğlu olacağını, ama onları ayırmamalarını evlendirmelerini söyler. Padişahta vezirde çok sevinir. Akşam elmayı yerler ve dokuz ay on gün sonra padişahın kızı, vezirin oğlu olur. Kızın adını Zühre, oğlanın adını Tahir koyarlar.
Tahir ile Zühre birlikte büyürler. En tanınmış hocalardan ders alırlar ve çok zeki olduklarından her şeyi öğrenirler. Fakat on yaşında Zühre’nin gönlü Tahir’e düşer ve uyurken Tahir’i öper. Tahir çok kızar çünkü kardeş olduklarını sanır. Bir gün Zühre Tahir’i yine öper ve Tahir’de Zühre’yi döver. Zühre o kadar üzülür ki Allah’a “Allah’ım benim sevgimin yarısını Tahir’e ver” diye dua eder. Tahir’de Zühre’ye aşık olur. Bu sefer Zühre kendini naza çeker. Ancak kardeş olmadıklarını öğrenen Tahir ile Zühre günden güne bir birine daha çok bağlanırlar. Sazlarını alıp bir birlerine türkü söylerler. Bunları gören Arap köle padişahın karısına söyler. Padişah kızını Tahir’le evlendirmenin zamanı geldiğini söyler. Ancak karısı kızının padişah oğluyla evlenmesini istemektedir. Padişah kendi gözleriyle aşıkları görmek ister ve görünce de aşıkları evlendirmeye karar verir. Bu arada Tahir rüyasında iki kara köpeğin kendisine saldırdığını görür ve rüyası çıkar. Padişahın karısı, padişaha sihirbaz cadının yaptığı şerbeti içirince padişah Tahir'den soğur ve onu saraydan kovar. Aşkı ile yanıp tutuşan Tahir Zühre’nin köşkünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. Zühre’de olayları dadısından öğrenir ve her şeyi Tahir’e açıklar. Arap köle bunları görünce yine padişaha haber verir. Bu sefer padişah onu Mardin’e sürer. Mardin’de yedi yıl kalan Tahir bir gün Allah’a dua eder ve onu zindandan kurtarmasını ister. Duası kabul olur zindanın açılan kapısından siyah atıyla Hızır gelir ve onu atına alıp, o uyurken Zühre’nin köşkünün önüne bırakır. Zühre Tahir’i dadısına gönderir. O günden sonra her gece gizli gizli buluşup zevk ve sefa eylerler. Fakat bir gün Tahir rüyasında yine kara köpeklerin etrafını sardığını görür. Rüyası yine çıkar çünkü Arap köle onları yine görmüştür. Bunu padişaha haber verir ve Tahir, üstü açık bir sandıkla Şat suyuna bırakılır.
Şat suyu kenarında da Göl padişahının sarayı vardır. Zühre bunu bildiği için Göl padişahının kızına mektup yazar ve göl padişahının kızları da onu bulurlar. Göl padişahın üç kızı da Tahir’i sevmektedir ve bir gün onu paylaşamadıkları için kavga ederken, Tahir bunları duyar ve kaçar. Bir çeşme başında dua eder ve uyur. At sesiyle uyanınca, yanında bir derviş görür. Yine ata biner ve gözlerini kapatır. Derviş “aç” dediği zaman Tahir kendisini Zühre’nin köşkü önünde olduğunu görür. Dadısına gider. Dertleşirler. Bir gün Tahir davul zurna sesleri duyar ve dadısından Zühre’nin evleneceğini öğrenir. Kadın esvabı ile düğüne gider. Kendini Zühre’ye tanıtır. Ertesi gün Zühre ile anlaşırlar. Hamama gitmek için çıkıp kaçmaya karar verirler. Ancak Arap köle de kadın kılığına girmiş ve onları görmüştür. Arap köle durumu padişaha haber verir. Padişah Tahir’i yakalatır. Mecliste onu ve kızını anmadan üç hane türkü söylerse affedeceğini söyler. Tahir iki haneyi söyler fakat üçüncü hanede Zühre'nin içeri girdiğini görünce onun ismini kullanır. Padişahta onun boynunu vurdurmaya karar verir. Cellat Tahir’in boynunu vurmadan Tahir namaz kılıp Allah’a ruhunu alması için dua eder ve hemen ölür. Bunu gören Zühre aklını kaçırır. Hekimler çare bulamaz hatta Tahir’in etini yedirmeye çalışırlar ama dadısından bunu öğrenen Zühre’de çok kızar, Tahir’in mezarına gider. Allah’a ruhunu alması için dua eder ve ölür. Mezara gelen Arap köle de Zühre’ye aşık olduğu için kendini hançerle öldürür. Padişah kızını Tahir’e vermediği için pişman olur ama iş işten geçmiştir.
Bir süre sonra aşıklara mezar yapılır. Arap köle de başuçlarına gömülür. Oradan geçenler Zühre'nin mezarında beyaz bir gül fidanı, Tahir’in üzerinde ise kırmızı bir gül fidanı görürler. Arab’ın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. Her sene aşıklar baltalarla o çalıyı keserler ancak çalının yine bittiğini görürler. Ziyaretgah olan mezarı da aşıklar ve bağrı yanıklar sürekli ziyaret ederler.
June 04

Beklenen Tarih: 27 Temmuz 2008

 
“Geliyorlar, gelmiyolar…” diyerek ikilemler arasında geçirilen günlerin ardından, metallica.com’da yapılan resmi açıklama ile  grubun dinleyicileri rahata erdi. Metallica 3. ve belkide son kez Türkiye’de.

25 senelik müzik hayatının doruk noktalarına ulaşan grubu 9 yıl aradan sonra yine izleme şansına erişmiş seyirci kitlesi, 27 Temmuz 2008 Pazar günü, Ali Sami Yen Stadyumu’nda buluşuyor.
Yine grubun sitesinde yapılan açıklamalara göre, Hayko Cepkin ve Down grupları yurtdışından, biletix.com’da yapılan açıklamaya göre ise Pentagram (Mezarkabul) Türkiye’den, ön gruplar olarak sahne alacak.


Biletleri Biletix’te satışa sunulan konser için belirlenen fiyatlar şu şekilde:

1.Kategori: 350,00 Ytl Sahne Önü
2.Kategori: 150,00 Ytl Vip
3.Kategori: 85,00 Ytl Saha İçi
4.Kategori: 90,00 Ytl Num./Kapalı Trb.
5.Kategori: 75,00 Ytl Num./Kapalı Trb.
6.Kategori: 50,00 Ytl Yeni Açık Trb.


Ön Bilgi :

- 7 yaşından küçükler giremez. Büyükler bilete tabidir.  
- Kapı açılış  15:00.
- Etkinlik mekanına Kamera,Fotoğraf makinası,Ses kayıt cihazı vb. sokmak yasaktır.
- Otopark sorunu yaşamamanız için etkinlik mekanına araçsız gelmeniz önemle rica olunur.


Lord Belial Eylül’de İstanbul’da!..

 
İsveç’li Black Metal grubu Lord Belial, "Black Curse Over Europe 2008 Tour" isimli Avrupa turu kapsamında İstanbul’a da uğrayacak. Grubun resmi sitesinde konser tarihi olarak 24 Eylül 2008 görünmekte. Grup daha önce 21 Ekim 2006 tarihinde İstanbul’a gelmek istemiş, fakat konser iptal olmuştu.




-Güncel Kadro:

Thomas Backelin - Guitars & Vocals
Anders Backelin - Bass
Micke Backelin - Drums
Niclas Pepa Andersson - Lead Guitars

Episode 13’de Görev Değişimi!..

 
Episode 13, vokalistleri Tolgahan ile devam etmeme kararı almış ve yollarını ayırmıştır. Grubun kurucu üyesi ve vokalisti Ozan Akyol 2 yıllık aradan sonra gruba geri döndü. Orijinal üçlünün bir araya gelmesiyle grup 3. albüm çalışmalarına hız verip, yurtiçi ve yurtdışı konserlerine devam edecektir. Propaganda herzamankinden daha tehditkar geliyor...

Haber kaynağı ve grubun resmi web sitesi :
http://www.episode-13.com

Rock’n Antalya – Güneş Yağmuru

 
Bu senenin yeni festivallerinden biri olan Rock’n Antalya, Küresel Isınmaya karşı düşünülmüş ve bundan sonraki senelerde de devam ettirilmesi planlanan bir festival.

3 gün – 3 gece sürecek festivalde, yaklaşık 30 (yerli-yabancı) grup sahne alacak, festival alanı pek çok etkinliğe imza atacak.

Biletler, Biletix taraından satışa sunulmuş. İlk 3000 Bilet (kombine+kamp) Satış Fiyatı: 23 YTL

Tarih: 20–21–22 Haziran 2008
Yer: Antalya  Lara Beach, 9-10-11 No’lu Plajlar


-Sahne alması kesinleşen gruplar:

Duman
Teoman
Emre Aydın
Hayko Cepkin
Redd
Zakkum
Öztürk
Gece
Aydilge
Üç Nokta Bir
Sudden Death
Makine
Langona
Art Niyet

Ve diğerleri…


AKTİVİTELER:


Etkinlikler

- Animasyon Ekibi
- Sponsor Aktiviteleri
- Karaoke


Dinlenme

- Dinlenme Alanı
- Aerobic
- Yoga


Parti Alanı

- Gün boyu Party
- Sponsor Partyleri


Çeşitli Aktiviteler

- Sporsal Aktiviteler
- Sosyal Aktiviteler
- Su Sporları
- Plaj Sporları


Oyun Alanı

- Play Station
- Sanal Park


(Kamp Alanı girişinde çadır satışı yapılacaktır. Çadırı olmayan festival katılımcıları 2 kişilik kamp çadırını 20 YTL karşılığında 3 gün boyunca kullanabileceklerdir.)

- Denize uzaklık 0 m
- Şehir Merkezine uzaklık 17 km
– Havalimanına Uzaklık 5 km
- Otogara uzaklık 20 km


-Festival ile ilgili bazı bilgiler:

21 Haziran, güneş ışığının en dik açıyla geldiği ve en uzun günün yaşandığı zamandır. Buna istinaden Küresel Isınmaya karşı insanları bu konuda duyarlı olmaya bir davettir. Bunun yanı sıra bu festivalin önemi aşağıda maddeler halinde belirtilmiştir.

a) Akdeniz Bölgesinde böyle bir Rock  Müzik Festivalinin ilk defa düzenleniyor olması,

b) TEMA Vakfına konser bilet satış gelirlerinden  %15 oranında bağış  yapılacak ve yalnızca Antalya ili sınırları içinde kullanılmak üzere festival adına ağaçlandırma  yapılacaktır.

c) Küresel Isınmaya karşı duyarlı olmaya bir davet niteliği taşımaktır!

d) Üniversiteler – Liseler – Sosyal Kurumlar – Vakıflar  düzeyinde tanıtım çalışmaları yapılmaktadır.
e) Oteller, Seyahat Acentaları ve Tur Operatörlerinin Yurtdışı tanıtımları ve geniş çaplı Medya tanıtımı ( Antalya ve Türkiye tanıtımı yoğun bir şekilde yapılacaktır)


-Detaylı bilgi için :
http://www.rocknantalya.com

Panel: Işık ve Sevgiyle 35 Yıl - İlhan İrem!..

 
İlhan İrem 35 Yıl etkinlikleri çerçevesinde ’’Işık ve Sevgiyle 35 Yıl’’ adı altında bir panel düzenlenmektedir. İlhan İrem’in müziğinin, sanatının, ’’Işık ve Sevgiyle’’ felsefesinin tartışılacağı panele: Garo Mafyan, Naim Dilmener, Murat Meriç, Coşkun Demir, Özlem Süyev Zat, Hakan Taştan, katılacaktır. Panelistlerden müzik eleştirmenleri Naim Dilmener ve Murat Meriç, İlhan İrem’in müziğine dair; Yazar Özlem Süyev Zat ve Hakan Taştan ’’Işık ve Sevgiyle’’felsefesine dair; Müzik Eseri Sahipleri Grubu Başkanı ve besteci Garo Mafyan ve Sanatçı Coşkun Demir İlhan İrem’le ilgili bir konuşma yapacaktır.




Tarih : 01 Haziran 2008 Pazar
Saat : 14.00–17.00 arasında
Mekan : Attila İlhan Kültür Merkezi (Galatasaray lisesi karşısı - Beyoğlu)

-Not : Katılım herkese açıktır.

Ayrıntılı bilgi için :  www.ilhanirempaneli.com

May 11

Herkes gibiymişsin sen de, anlamadım...

Herkes gibiymişsin sen de, anlamadım.

Oysa başlangıçta o kadar mutluydum ki ömrümün sonuna kadar seninle olacağıma inanmıştım.  Yanılmışım... Herkes gibiymişsin sen de, anlamadım.

İçime bir ateş düşerdi bazen, bazen üzülürdüm, korkardım. Beni teselli ettiğinde o kadar inanmıştım ki sana. Yanılmışım... Herkes gibiymişsin sen de, anlamadım.

İçimden bir ses hala sana dur diyor, gitme diyor! Ama ne çare sen yolun yarısını geçtin bile. Beni bırakıp gitmeyeceğine öyle inanmışım ki ... neyse boşver!!!

Yanılmışım... Herkes gibiymişsin sen de, anlamadım...

 

 

 

 

devil_girl

 

 

Sadece Ölüyorum Ötesi Yok İnan!!!

Gece yarısı ayazlar üç-beş devriyesini atmakta yine. Sensiz geçen bir günü yine sensiz gecelere kendi ellerimle gömüyorum. Sen yokken anlamı yok baharların artık .Anlamı yok çekilen onca acıların. Anlamı yok sensizliğin.. Sen yoksun sadece.. Sadece yok..Yoksa gitmiştin benden... Gelişin baharları müjdelemişken, gidişin bu kadar sessiz olmamalıydı. Bu kadar ölümüne sevmişken, bir gülüşün canımdan vazgeçmişken, gidişin bu kadar suskun olmamalıydı. Yoksun sadece yok…Bu kadar basit olmamalıydı ölmelerim, bu kadar çabuk bu kadar erken solmamalıydı çiceklerim. Artık ne sesin yankılıyor sokaklarımda, ne de varlığın geziniyor damarlarımda.. Sadece yokluğun kanıyor dudaklarımın ucunda.. Sadece suskunluğum can veriyor ayak uçlarında. Sadece ölüyorum yokluğunda.. Sadece ölüyorum, ötesi yok inan…

Sadece yoksun, ötesi yok inan..Gittin ve senin ellerinin yerine şimdi sonbahar yaprakları avuç içlerime kıvrılıp çığlık çığlığa soluyorlar.. Yokluğunda yüreğimin duvarlarına çerçevelenmiş hatıralarına bakıp bakıp sensizliğini dinliyorum. Sonra da suskunluğuna diz çöküp yalnızlığını demliyorum. Yoksun, her gece gözlerimde kanıyor senli hatıralar. Uykular firarda. Karanlığı örtüp üzerime seni anıyorum kırık dökük kelimelerimle. Sancılara girdap gönlümle adını sayıklıyorum ardı ardına. Yavaş yavaş boğuluyorum . Yavaş yavaş dibe çekiliyorum..Yoksun, gözyaşları biriktiriyorum avuçlarımda. Yoksun, mürekkebimden sızıyor kan rengi kelimeler. Bendeki adın hala bir ömür ile anılırken, kim bilir ölümsüz sevdam senin ayak uçlarında son nefesini vermekte.. Canım acıyor sevgili. Puslu bir havada vurulur, olduğun yere yığılırsın ya hani.. İşte gittiğin gün yalnızlığın mıhlandı alnımın ortasına. Gittiğin gün dudaklarıma mühürlendi adın…Şimdi yoksun ama ne geçmişimize gömüyorum seni ne de sensizliğine pes ediyorum. Çünkü; ben seni “ sensizlikte “ bile ömür boyu bekleyecek kadar sevmiştim. Eğer unutmak için sevmiş olsaydım seni, acıların için sırtımı semer bilmezdim. Ben seni yürüdüğün dikenli yollarda can yoldaşın olmak için sevdim. Ben seni yüreğime dokunduğun için, ben seni gül yüreğin için sevdim…

Sadece Ölüyorum Ötesi Yok İnan!!!

Hani acılarla beraber savaştık, hani her şeye inat sevdamızla ayakta kalacaktık.. Dimdik duracaktık kör ayazların önünde, gerekirse bedenlerimizden vazgeçip ölümü bile gurur sayacaktık aşkın kutsallığında..Şimdi canımı acıtıyor senli hatıraların gözbebeklerimde çığlık çığlığa ölmeleri. Canımı yakıyor suskunluğun dudaklarıma diklenen arsız kelimeleri. Savaşı kaybetmiş bir askerin düşmana esir düşmektense silahındaki tek kurşunu şakaklarına dayayıp onurluca ölmesi gibi ben de varlığında ölümü kutsuyorum dudaklarıma... Ya ölüm olmalıydım dudaklarında ya da son nefes olmalıydım soluduğun canda..

Gittiğin günden beri içimdeki cocuğu dinlemiyorum. Sus pus her şey. Artık dört duvar arasında körebe oynuyorum yalnızlığında. Gittin, taş kesildi kirpiklerim. Gözbebeklerimden tek bir damla bile düşmüyor topraklara…Oysa bağrımı iki ayırıp bir baksan yüreğime, canımın ne kadar acıdığını o zaman anlardın..Görmüyorsun gözbebeklerimin kuruyup yüreğimin delice ağladığını. Yağmurlarla yarışa giriştim, tel tel yalnızlığıma hediye ediyorum yüreğimin çığlıklarını. “ Erkek adam ağlamaz “ sözüne inat yüreğim kan ağlıyor her gece..Yüreğimden akan her damla senin mutluluklarına duacı olsun, yalnızlığın ayak ucuna düşen her kelimem sana helali hoş olsun. Çünkü ben gidişlerine ömrümü adayacak kadar sevmiştim seni.. Sen beni sevmesen de, ben seni ilk gün ki gibi hala seviyorum…

Sadece Ölüyorum Ötesi Yok İnan!!!

Belirtmeden geçemeyeceğim sevgili; giderken sadece bendeki seni götürmedin ki; karakışa inat yüzüme baharları serpiştiren o kız çocuğunu, buram buram rüzgarla yüreğimin derinliklerine esen yağmur kokusunu da götürdün yanında. Gitmiştin, gözyaşlarını ellerimle silememişken aramıza dağlar örülse ne olur. Farkındayım; bir ömür uzaktasın bana. Şimdi hangi mevsimin hangi baharını yaşamaktasın ? Hangi rüzgarın koynunda yaralarını sarmaktasın. ?. Bilemiyorum ve bilmekte istemiyorum. Bildiğim tek şey var; sen hala bendesin.Sendeki beni öldürsen de , sen hala damarlarımda gezinen alyuvar sıcaklığında bana gülümsemektesin.. Giden sen olmana rağmen bendeki, yüreğimdeki adın hiçbir zaman değişmedi. Adımı unutsan da bendeki ölümsüz sevdan hiçbir zaman satırlara bir ikindi vakti gömülmedi. Lakin gittiğin günden beri hayatla aram pek iyi değil açıkcası. Yalın ayak yürüyorum dikenlerin üzerinde. Acılarımı acılarınla devşiriyorum..İleebed yaşamaktan gurur duyduğum gözyaşlarından bir sonbahar günü sıcak gülüşlerine taşınıyorum. Anla sevgili. Yalnızlığın dururken kapımda , kan bürümüş çığlıklarımı satıyorum ayazlara.. Karşılığında sadece senin bensiz de mutlu olduğunun haberlerini istiyorum. Bensiz uzaklarda mutlu olman benim yaşama sebebim sevgili..Son sözüm; her zaman gülümse ne olur. Acılarına kefil olmuşken ne olur gülümse hayata.. Gülüşlerin mutluluklara adanmışken sen her zaman hayatı sev. Ve hiçbir zaman ağlama sevgili. Çünkü; mutlulukların, yaşama sebebim iken; gözyaşların bedenimin örtüldüğü kefen olur….
 
Yokluğun kanar dudaklarımda, sonra suskunluğun ölüm yazar yüreğime..Kimliksiz rüzgarlara bel bükerim. Çünkü, sen yoksun yanımda..İsyanlara bilenirim yalnızlığın kanayan yüzünde. Sen yoksundur artık, her gece karanlığa bürünür. Her yağmur sonrası gülüşlerin takılır göz ucuma. Gökten tel tel senin yağmanı dilesem de iliklerime kadar yalnızlığınla ıslanırım…Borana tutulurum sonbahar gecelerinde. Yalnızlığın bayat dudaklarına sürülür kirpiklerim. Sana özlemim kanar avuçlarımda. Gözyaşlarım sel olur akar toprağa. Gün olur ölümsüzlüğüne düşer kelimelerim…Ama hiçbir zaman pes etmem yokluğuna. Savaşırım kanımın son damlasına kadar. Ama yokluğun duruyor gözlerimde..Satır satır usumdan akıyor kahkahalarına sarılmış intiharlarım... Seninle başladı yüreğime kilit vurup ölüme susmalarım..Pervasız fırtınalara yenik düşer yalnızlığım. Evlat edinirim karanlıkları sensizliğin mateminde. Sensiz baktığım dipsiz kuyuyu andırır bana. Bak görüyor musun gri tonlar giydirilmiş hüzünler çizilmekte ömrüme. Artık her rüzgar yalnızlığı çarpıyor yüzüme. Her dalga karanlığı….Sen gittin içimdeki aşkı, yüreğimdeki canı kaybettim…Sensiz geçen her gece ömür defterinden düşüyorum.

Sadece Ölüyorum Ötesi Yok İnan!!!

Bir gün sensiz ölmenin acısını bırakacağım satırlara.. Tabutum olacak gözbebeklerinden düşen gözyaşın. Kefenim olacak susmaların. Şimdi varlığın kepenklerini indirip sensizliğinde uyumaya gidiyorum. Ve sabah kalktığımda değişten bir şey olmayacak.. Her zaman ki acılar düşecek paydalarıma..Uyandığımda perdelerime hep yokluğun doğacak tıpkı gecelerimin alnına yalnızlığın soğuk çığlıkları örtüldüğü gibi..Yoksun işte.. Canım acıyor sadece. Neden diye sorma.. Sadece yoksun. Soluyor taze baharlarım.. Sebep arama ne olur. Sadece yokluğun ile varlığın arasında yavaş yavaş ölüyorum; ötesi yok inan.

Bir tek adın kaldı dudaklarımda,
Bir de gözlerimde hatıraların...
Hani dik duracaktık acıya,
Hani aynı yürekle gülüp
Aynı gözlerde ağlayacaktık sevdaya...
Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma.
Yokluğun yükledi sırtıma...

Bir tek acıların kaldı gözyaşlarımda..
Güneşi bile ağlatacak acıların..
Oysa ben yemin etmiştim,
Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye.
Söz vermiştim,
Sensiz ölmeyeceğim diye...
Şimdi sensizlik duruyor başucumda..
Şİmdi ayazlar yüregimi sorguluyor
Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda..

Söyle ne olur...
Beni unuttuğunu söyle...
Hiç sevmediğini haykır..
Yeminlerinin yalan olduğunu,
Sevginin sahte olduğunu vur yüzüme...
Yemin olsun ki,
Bir damla gözyaşı düşmez artık..
Çünkü gittiğin gün,
Ayak uçlarında
" Sana " ölmüştüm sevgili..


" Unutma ki; ölenler, hiçbir zaman yaşayanlar için gözyaşı dökemezler..."

April 10

HELL FEST 1 (ADANA)

 
 
Şimdiye kadar Adana’da yapılanlar arasında bir ilk! İnsanları hem eğlencenin hem müzik sanatının doruklarına hem de  klasik kalıpların dışına çıkarak, Adana’ya yepyeni bir organizasyon anlayışı getirecek yepyeni bir soluk. Gelenekselleşecek ve Türkiye’nin çeşitli illerinden getirilecek gruplarla etkinliğini devam ettirecek olan festivalimiz, müziğin sanatsal ritmini sizlere sunacak.




-GRUPLAR:

Dark Ireth
Obliterate -
http://obliterate.anatolianrock.com
Worthy of Hell
More Than Human -
http://morethanhuman.dinozoruz.com
Tinuviel
Sinisters Cemetery

-Mekan : Pick Up Bar (ADANA)
-Tarih: 06.04.2008
-Saat: 14:00
-Giriş: 5 YTL

10. İstanbul Rock Festivali!..

 
 
Amatör rock gruplarını desteklemeyi kurulduğu günden beri sürdüren İTÜ Rock Kulübü, tamamen ücretsiz olmasını ilke edindiği "İstanbul Rock Festivalleri"nin 10.’su bu yıl düzenliyor. Festival, 14 - 18 Nisan tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi Maslak Kampüsü’nde gerçekleşecek. "10. İstanbul Rock Festivali", 14 ve 15 Nisan’da film, belgesel, dia gösterimleri ve söyleşiler ile başlayıp 16-17-18 Nisan tarihlerinde açık hava konserleriyle devam edecektir...






-Festival programı şöyle;


14 Nisan Pazartesi:

14:00-Söyleşi: Altay Öktem ile Rock’n roll edebiyatı üzerine
16:00-Sunum:Kulübümüz üyelerinin hazırladığı rock tarihi sunumu
19:00-Film gösterimi: Pink Floyd - The Wall
21:00-Belgesel gösterimi: Metal: A Headbanger’s Journey


15 Nisan Salı:

14:00-Söyleşi: Objektif grubunun solisti Vecdi Yücalan ile karikatür sanatçısı ve müzik eleştirmeni Abdülkadir Elçioğlu (Aptülika).
16:00-Söyleşi: Üniversite Rock kulüpleri ile Rock kulübü nedir?
19:00-Film gösterimi: Dünyayı kurtaran adam


16 Nisan Çarşamba:

16:00 Jukebox
17:00 Teneke Trampet
18:00 Ayılar
19:00 Arşmahal
20:00 K.e.k.
21:00 Sahte Rakı
22:00 Buz
23:00 İhtiyaç Molası


17 Nisan Perşembe:

16:00 Mary Jane
17:00 Sur
18:00 Uçuş Serbest
19:00 Kaçak
20:00 Vengeful Ghoul
21:00 Definitive
22:00 Tibet Ağırtan ve Rock’n Roll
23:00 Kramp


18 Nisan Cuma:

16:00 Nötr
17:00 Origam
18:00 One More Lie
19:00 Decaying Purity
20:00 Carnophage
21:00 Electrocute
22:00 Soul Sacrifice
23:00 False in Truth

Tüm Engelle(mele)re Rağmen Hürock Fest Yeniden... 26 -27 Nisan!..

 
Ankara’nın en büyük açık hava müzik etkinliklerinden HÜROCK FEST, yaşanan olumsuzluklar, iptaller, engelleme girişimleri vb gibi birçok badirenin ardından sağlamca çıkabilmeyi başarmıştır... Dünya müzik piyasasında kendini kanıtlamış İngiltere’den ülkemize gelcek olan Anathema’nın yanında, 20 kişilik dev kadrosuyla Almanya’dan Haggard da bizlerle olacak. Bunun yanında ülkemize gelecek olan Amerikalı Wykked Wytch ve Ukrayna’lı Semargl ile unutulmaz anlar yaşayacağız.

Hacettepe Üniversitesi Rock Topluluğu tarafından düzenlenen HÜROCK FEST 2008,  bu yıl Ankara içi ve dışından binlerce kişiye ev sahipliği yapacak. Bu yıl istenmeyen ama zorunlu bir değişikle Hacettepe Üniversitesi Beytepe kampusü`nde yapılmasına izin verilmeyen festival, ANADOLU GÖSTERİ KONGRE MERKEZİ ÜST OTOPARK’da 26-27 Nisan’da gerçekleştirilecektir.

-Festival’de sahne alacak gruplar;

Anathema (İngiltere)
Haggard (Almanya)
Dreamtone (Türkiye)
TNK (Türkiye)
Wykked Wytch (Amerika Birleşik Devletleri)
Semargl (Ukrayna)
Knightmare (Türkiye)
Nükleer Başlıklı Kız (Türkiye)
Tuşe (Türkiye)
Ruj (Türkiye)
Hayalet Tren (Türkiye)
Djinn Stylo (Türkiye)

Festival Bilet Fiyatları:

Günlük - 20 YTL  
Kombine - 25 YTL (Biletler sınırlı sayıdadır)

Biletix satışlarında geçerli fiyat değildir

Hürock Fest’ten sizlere not var;

HÜROCK olarak kuruluşumuzdan bu yana 4.000`e yakın üyemiz, sayısız konser, film gösterimi, söyleşi gibi aktivitelerimiz ve iki ulusal, bir uluslararası Festival organizasyonumuz ile sizlere hizmet vermeye çalıştık.

Bu yıl karşılaştığımız tüm olumsuzlukları geride bırakmayı başardık. Ancak geleneksel olarak Hacettepe Üniversitesi`nde gerçekleştirilirken, iptal kararı verilen ve yönetim kurulunun asılsız iddialar ile iptal kararı verenler tarafından suçlandığı zorlu bir sürecin içinden geçtik.

Bu süreç içerisinde, toplam 24 grubumuzun 22 tanesini iptal etmek zorunda kaldık. Öte yandan iptal kararları elimizdeki sponsor desteğini de yitirmemize yol açmıştır. Bu olaylar finansal durumdan bizi dibe sürüklerken, imzalanan sözleşmeler büyük tazminatları karşımıza çıkarmıştır.

Bu güç durum içerisinden çıkmak, HÜROCK FEST 2008`i bu yıl tüm engellemelere karşı gerçekleştirmek amacıyla ANADOLU GÖSTERİ KONGRE MERKEZİ (eski ismi ile ANATOLIA) ile anlaşılmıştır. Anadolu Gösteri Kongre Merkezi Üst Otopark`da açık hava olarak gerçekleştirilecek olan festival, 26-27 Nisan 2008 tarihlerindedir.

Yaşanan finansal güçlükler, sponsor iptalleri, sözleşme feshleri vb. gibi gelişmeler; önceki planlanan HÜROCK FEST sanatçı kadrosunda malesef değişikliklere yol açmıştır.

Şu an sponsorsuz ve tamamen bilet gelirine dayalı bir festival yapılacağı, bununla birlikte bu gelirle tüm masrafların – tazminatların ödeneceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, tüm katılımlar finansal açıdan ve HÜROCK Yönetim Kurulu üyelerinin gelecekleri için son derece kritik önem taşımaktadır.

Tüm olumsuzluklara rağmen yanımızda olan sizlere sonsuz teşekkürlerimizi iletir, yaşanan haksızlığa en büyük cevabı vermek, HÜROCK FEST 2008`de hep beraber olmak için hepinizi 26-27 Nisan`da Anadolu Gösteri Kongre Merkezi Üst Otopark`ına bekleriz.

Yanımızda olmanız dileğiyle...

Diğer tüm detaylar için :
http://www.hurockfest.com

Seksendört’ten 2. Albüm "K.G.B."

 
2006 yılında çıkardıkları ’Seksendört’ isimli ilk albümleriyle, dikkatleri üzerine toplayan ve büyük bir dinleyici kitlesine ulaşmayı başaran Seksendört’ ün yeni albümü "K.G.B."  Pasaj Müzik etiketiyle raflardaki yerini almaya hazırlanıyor.

Ölürüm Hasretinle isimli şarkılarıyla, Türkiye’ deki rock müzik platformunda yeni bir kapı açan grup, internetin müziğe katkısı ve zararlarıyla ilgili çalışmalara hız verilmesinde büyük bir rol oynadı. Müzik piyasaları sözlüğüne "internet efsanesi" tanımının girişinde ön ayak olmalarının yanı sıra, bestelerinde yer alan Doğu tınılarıyla dikkatleri büyük ölçüde üzerilerine çekmeyi başardılar.

K.G.B albümünün prodüktörlüğü, Seksendört’e ve aynı zamanda albümün mix ve masteringini yapan Çağlar Türkmen’e ait. Tüm söz ve müziklerin gruba ait olduğu, 11 parçadan oluşan "K.G.B" albümü 07 Nisan’da müzik marketlerde yerini alacak.

-Grup Elemanları ;

Vokal & Gitar : Tuna Velibaşoğlu
Gitar : Erdem Ocak
Bas Gitar : Okan Özen
Davul : Serter Karadeniz

Studio Live’da Vecdi Yücalan’dan Rockerlara Büyük Sürpriz!..

Türkçe rockın köklü gruplarından Objektif, 30 Nisan Çarşamba akşamı Studio Live’da sahne alacak ve o gece Vecdi Yücelan’dan büyük sürpriz sizleri bekliyor. Vecdi Yücalan, Objektifin 20.Yılını kutladığı bu günlerde 30 Nisan 2008 Studio Live Konserinde birçok albüm ve konserde kullanmış olduğu özel yapım gitarını konseri izlemeye gelen bir seyircisine çekiliş sonucu hediye edecek.

Objektif, ülkemizde on dokuz yıldır yaptığı müzikten ödün vermeyerek bu günlere ulaşmış sayılı Rock gruplarımızdandır. Türkçe sözlü Rock yapan ve Rock felsefesi gereği olan protest tavrını da hiç bozmayan Objektif, şarkı sözleriyle Türkiye’nin gerçek anlamda tek çevreci Rock Grubu.

Grubun söz yazarı, bestecisi, vokalisti ve gitaristi olan Vecdi Yücalan’ın önderliğinde bu günlere kadar ulaşmayı başarabilen Objektif; 20 yıllık serüveni boyunca Tımarlı Hastane (1990), Hayal ve Yaşam (1993), Kuşkular (1996) ve Künye (2000) isimli albümlere imza atmış; Mayıs 2007’de Ağdaş Müzik etiketiyle son albümü SOKAĞIN SESİ’ni çıkarmıştır.
Bu günlerde Rock grubu olarak bizlere sunulan bazı grupların aksine Objektif; gerçek anlamıyla bu müziği yapan ve Rock felsefesinden ödün vermeyen, bu müziğin dinlenmesi ve sevilmesi yolunda uğraş veren bir grup.

On dokuz yıl önce başlayan müzik serüvenleri üzerine söylenebilecek çok söz olan Objektif’i tanıyabilmek için onları dinlemek ve onları şu anki konumlarına getiren dinleyicilerinin önündeki başarılı performanslarını görmek gerekir. Objektif, vokalde Vecdi Yücalan, elektrogitarda Hakan Şavklı, basgitarda Başat Karakaş, davulda Gökçe Dayanç ve klavyede Bülent Güven’den oluşuyor.